Ulu Cami Ne Zaman Açılacak?

Abone Ol

Selçuklular…
Oğuzlar’ın Kınık boyuna mensup olan bu köklü hanedan, adını Oğuz Devleti’nin ordu kumandanı Selçuk Bey’den alır. Anadolu’nun kapılarını bizlere açan, bu toprakları yurt haline getiren Selçuklular; yalnızca siyasi ve askerî başarılarıyla değil, eğitim, bilim ve sanat alanındaki öncülükleriyle de tarihe yön vermiştir.

Selçuklu Devleti, kurduğu Nizamiye Medreseleri ve camiler bünyesinde oluşturduğu kütüphanelerle bilginin yayılmasını sağlamış, eleştirel düşüncenin temellerini atmıştır. Tıp, astronomi, matematik ve mimaride ulaştıkları seviye, dönemin çok ötesindeydi. İbn Sina ve Ömer Hayyam gibi önemli isimler bu medeniyetin yetiştirdiği değerler arasında yer alır.

Bu büyük mirasın Anadolu’daki devamı olan Anadolu Selçuklu Devleti de aynı çizgide ilerlemiş ve bugün hâlâ ayakta olan birçok eser bırakmıştır. Bu eserlerden biri de Malatya’nın kalbinde yer alan Battalgazi Ulu Cami’dir.

Tarihi kaynaklara göre cami, Anadolu Selçuklu Devleti’nin önemli hükümdarlarından I. Alaeddin Keykubad tarafından yaptırılmış ya da I. İzzeddin Keykavus döneminde inşa edilmiştir. Yüzyıllardır ayakta kalan bu eşsiz eser, ne yazık ki 24 Ocak 2020’de 2020 Elazığ Depremi ile zarar görmüş, ardından 2023 Kahramanmaraş Depremleri ile bir kez daha hasar almıştır.

Ancak asıl sorun, geçen yıllara rağmen caminin restorasyonu hakkında kamuoyuna yeterli bilginin verilmemesidir. Ne zaman açılacağı hâlâ belirsizdir.

Oysa Ulu Cami yalnızca bir ibadet mekânı değildir. Aynı zamanda Malatya’nın kültürel hafızasının önemli bir parçasıdır. Özellikle cuma günleri Malatya merkezde yaşayan birçok insan, namazını kılmak için Eski Malatya’ya giderdi. Namaz sonrası fırınlardan önceden sipariş edilen yemekler, lahmacunlar alınır; ya meydanda ya da Silahtar Mustafa Paşa Kervansarayı’nda oturulup birlikte yenirdi. Bu bir gelenekti, bir yaşam biçimiydi.

Bugün ise bu alışkanlıklar askıya alınmış durumda.

Daha da önemlisi, Ulu Cami insanların yalnızca ibadet ettiği değil; huzur bulduğu, kendisiyle baş başa kaldığı bir mekândı. Caminin bir köşesine çekilip sükûnet arayan, orada içsel bir dinginlik bulan insanlar artık bu imkândan mahrum.

Unutulan bir kültürün yeniden canlanmasının ne kadar zor olduğu bilinen bir gerçektir. Bazen bu alışkanlıklar tamamen kaybolur ve yalnızca belli kuşakların hatırladığı bir anı olarak kalır.

İşte bu yüzden Ulu Cami’nin yeniden açılması yalnızca bir restorasyon meselesi değildir; bu, bir kültürün, bir geleneğin ve bir hafızanın yeniden hayata döndürülmesi meselesidir.

Selçuklu mirası, ecdat yadigârı ve Malatya’nın en önemli değerlerinden biri olan Ulu Cami’nin ne zaman açılacağını bilmek, bu şehrin insanlarının en doğal hakkıdır.

Yetkililere düşen görev ise bu soruya artık net bir cevap vermektir.