Tümör

Yanlış, dünyadaki ilk doğrudur!
Evveli de var tabi.
Şimdilik burada durun!
Kanunlar geçecek, birde hatunlar,
Bunlara inanın diye.
Elmalı Davası da bu geçit töreniyle son buldu. Olan masum çocuklara oldu. Bizde hemen her şeyin bir kanunu vardır ancak kanunlar sadece envanterde bulunması gereken demirbaşlardır. Uygulamak isterseniz, hurdaya ayrılmış demirbaşlara dönerler. Uzaktan bakınca var sanırsınız, yakından bakmanız tavsiye edilmez.
Nasıl yaşıyorsun dedi? Çıkarıp yüreğimi ona gösterdim. Eski bir saat gibi tutup ipinden. Ve kırıp putlarını buna inandı. İnanmasa da olurdu. Kendime inandıracak kadar mürit beslemek, tehlikelidir aslında.
Bir el tuttu sevdi beni, bir el tuttu dövdü, bir el ötekileştirdi, bir el ayırdı, bir el mahrum bıraktı… Nasıl ki ellerimiz varmış; konç mu konç, çelik mi çelik. Nasıl ki ellerimiz var, ölülerden eski. En eski hala. Nasıl ki ellerimiz var, sevmek için tehlikeli!
Günün orta yerinde bir saat, kendinden beklenilmeyeni yapacak. Duracak! -İşverenin payı yok bu işte.- Sonra bekleyeceğiz, bekleyeceğiz… zaman geçsin de çirkinlikler unutulsun da zaman durduğu yerden tekrar hareket etsin. Ama Zaman bazen tarihe hizmetini yapmaktan kaçınır ve acıların, ihmallerin, sorumsuzlukların yaşandığı tarihte takılır kalır.  
Sorumlu insanların sorumluluğu, biz sorumlu görünen amirlerindesorumluluğunda değildir. Zira sorumlu olup başımızı ağrıtacağıma, sahibimizin sesi olur, maaşımı alır keyfimizi çatarız.Sorumluların sorumsuzluğu bakiyken biz sıradan vatandaşlar her gün kendimizi yiyip bitireceğiz. Ne için?Görünüşte var olup, gerçekte olmayan hukuk fakültelerinin atığı kanunlar için. 
Şimdi şuraya bir adam dik. Başına da bir zaman, kendi kendini yiyecek. Çünkü inanır böyle adamlar, zamanın düşmanlığına. Zaman hızla geçerken, dünya değişir, cepheler sürekli el değiştirirken insanın umursamazca, hiçbir şeyle ilgilenmeden, ırmağın akışına bırakır gibi, dünyanın içine bırakması kendini, mümkün müdür? 
Latince de tümör; biçimsiz parça demektir. İçimizdeki bunca biçimsiz parça bize bir şey anlatmak istiyor olabilir mi? Neyse susalım!Zira altın bayaa yükselişte.
Konuşmak yasak edilerek, sözlerin önüne geçilecek. Haşa! Bir vur emridir bu, insana karşı insanın. Ya sözler bizi önünde köle ederse? Ya sözcükler damağımıza yapışıp kalırsa; haksızlığa, zulme, talana, yağmaya karşı bir daha sesimizi çıkaramazsak. İşte o zaman bilin ki milli servetlerimiz; senin, benim, hepimizin emeği birkaç aç gözlü uyanığın cebine doluyordur. 
Dünyada ki bu sessiz ve silik halinizle düşünün ki varsınız!Bir gün kendimizi bulma ihtimalimiz, aman tanrım, ne korkunç şey!
Baktım ve gittim, aklımda toplayıp tüm kuşkuları.
Yaşımdan bekleneni söylesem, düzeltmek için içimdeki harbiliği; kavmiyle üstüme yürürler. Şimdilik bu kadar yeter. Sen saate bak, ama insana inan. Yaşarsam kabul, susarsam bağışlama!


 

YORUM EKLE
YORUMLAR
Cem EKİNCİ
Cem EKİNCİ - 1 ay Önce

Dostom Dostoyevskim.. Kalemine, yüreğine sağlık.