<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Malatya Haberleri, Malatya Gündemi, malatya haber</title>
    <link>https://www.yenimalatyahaber.com</link>
    <description>Malatya'da doğru, güvenilir ve tarafsız habercilik</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.yenimalatyahaber.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 02 May 2026 04:56:52 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.yenimalatyahaber.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Bahar Alerjileri Gözleri Vuruyor: Uzmandan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://www.yenimalatyahaber.com/bahar-alerjileri-gozleri-vuruyor-uzmandan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenimalatyahaber.com/bahar-alerjileri-gozleri-vuruyor-uzmandan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bahar aylarının gelişiyle birlikte göz alerjilerinde belirgin artış yaşanıyor. Mitat Altuğ, özellikle bu dönemde sık görülen “alerjik konjonktivit” hakkında önemli açıklamalarda bulundu ve korunma yöntemlerini paylaştı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanlara göre, toplumda her 100 kişiden yaklaşık 30’u mevsimsel göz alerjisi yaşıyor. Polenlerin yanı sıra güneş ışınları ve havuz kloru da alerjiyi tetikleyen önemli faktörler arasında yer alıyor.</p>

<p>En Yaygın Belirtiler</p>

<p>Alerjik konjonktivit; göz kapaklarının iç kısmını ve gözün beyazını örten zarın iltihaplanmasıyla ortaya çıkıyor. Hastalık genellikle şu belirtilerle kendini gösteriyor:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kaşıntı<br />
Kızarıklık<br />
Sulanma<br />
Işık hassasiyeti<br />
İki Farklı Tür Öne Çıkıyor</p>

<p>Mevsimsel Alerjik Konjonktivit:<br />
En yaygın tür olarak öne çıkıyor. Özellikle Nisan–Temmuz ayları arasında yoğunlaşan polenler nedeniyle görülüyor. Gözlerde şişlik, yanma ve sulanma ile birlikte hapşırma ve burun akıntısı gibi şikâyetler de eşlik edebiliyor. Çocuklarda daha sık rastlanıyor.</p>

<p>Vernal (Bahar) Keratokonjonktiviti:<br />
Daha ciddi bir tablo olarak dikkat çekiyor. Genellikle çocuklukta başlayıp 20’li yaşlara kadar sürebiliyor. Erkek çocuklarda daha sık görülüyor. İleri vakalarda kornea etkilenerek görme kaybına yol açabiliyor. Ayrıca gözlerin şiddetli ovuşturulması, keratokonus riskini artırıyor.</p>

<p>Uzmandan 10 Altın Korunma Kuralı</p>

<p>Mitat Altuğ, bahar alerjilerinden korunmak için şu önerilerde bulunuyor:</p>

<p>10.00–17.00 saatleri arasında dışarı çıkmamaya özen gösterin<br />
Güneş gözlüğü ve şapka kullanın<br />
Polen filtreli klima tercih edin<br />
Ev ve araç camlarını kapalı tutun<br />
Sigara dumanından uzak durun<br />
Toz tutan eşyaları azaltın<br />
Gözlerinizi ovuşturmayın<br />
Soğuk kompres uygulayın<br />
Doktor önerisiyle suni gözyaşı kullanın<br />
Alerji döneminde kontakt lens kullanımına ara verin<br />
“Kortizonlu Damlalar Kontrolsüz Kullanılmamalı”</p>

<p>Tedavi sürecine de değinen uzmanlar, antihistaminik ve gerektiğinde kortizonlu damlaların sadece doktor kontrolünde kullanılmasının önemine dikkat çekiyor. Kontrolsüz kullanımın glokom, katarakt ve kalıcı görme kayıplarına yol açabileceği vurgulanıyor.</p>

<p>Uzmanlar, şikâyetlerin artması durumunda vakit kaybetmeden bir göz hekimine başvurulması gerektiğinin altını çiziyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.yenimalatyahaber.com/bahar-alerjileri-gozleri-vuruyor-uzmandan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 10:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenimalatyahabercom.teimg.com/crop/1280x720/yenimalatyahaber-com/uploads/2026/04/99.jpg" type="image/jpeg" length="63161"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yürüme Mesafesini Geri Kazanmak Mümkün mü?]]></title>
      <link>https://www.yenimalatyahaber.com/yurume-mesafesini-geri-kazanmak-mumkun-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenimalatyahaber.com/yurume-mesafesini-geri-kazanmak-mumkun-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bacaklarda uyuşukluk, kas krampları ve ayaklarda boşalma veya takılma hissi ile kendini gösteren dar kanal hastalığı, özellikle yaşlılıkta yürüme mesafesini kısıtlayarak binlerce kişiyi eve hapsediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Toplumda "yaşlılığın doğal bir sonucu" sanılan bu hareket kısıtlılığının modern tıbbın sunduğu yeni nesil tanı ve tedavi yöntemleriyle bir kader olmaktan çıktığını belirten Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Her yaş grubunu etkileyebilen dar kanal hastalığının tedavisi mümkün. Doğru müdahale ile 80 yaşındaki bir birey bile ağrısız bir şekilde parkta yürüyüş yapabilir, sosyal hayata geri dönebilir” açıklamasında bulundu.</p>

<p>Omurga, içinden hayati öneme sahip sinirlerin geçtiği koruyucu bir tünel işlevi görüyor. Yaşın ilerlemesine bağlı olarak bu kanalı oluşturan kemik yapılarının kalınlaştığını, bağların sertleştiğini, fıtıkların meydana geldiğini ve bu sürecin sonunda sinirlerin geçtiği kanalın daralarak sinirlerin baskı altında kalmasına yol açtığını belirten Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Dar kanal, hastanın yürümeye başlamasıyla bacaklarda uyuşma, ağrı, kramp ve boşalma ya da takılma hissi şeklinde kendini gösterir. Bu durumdaki bireyler, genellikle kısa mesafe gittikten sonra bacaklarının ‘gitmediğini’ hissederek durup dinlenme ihtiyacı duyarlar. Dar kanal hastaları için en karakteristik rahatlama yöntemi öne eğilmek veya oturmaktır; hatta market arabasına dayanarak yürümek, kanalı geçici olarak genişlettiği için en konforlu pozisyon olarak kabul edilir. Bu tabloya zaman zaman bacaklarda yanma ve huzursuzlukla seyreden gece krampları da eşlik eder. Hastalık ilerledikçe bacaklarda belirgin kas zayıflığı, sık düşmeler ve nadir de olsa idrar kontrolünde zorlanmalar başlayabilir” dedi.</p>

<p>Ağır işlerde çalışanlar dikkat etmeli</p>

<p>Dar kanalın doğuştan gelen yapısal darlıklar nedeniyle erken yaşlarda ortaya çıkabilse de temel olarak bir ileri yaş hastalığı olarak kabul edildiğini hatırlatan Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Hastalığın belirtileri genellikle 60-65 yaş sonrasında belirginleşmeye başlar. Özellikle uzun yıllar ağır işlerde çalışarak beline fazla yük bindirenler ile vücudunda genel kireçlenme eğilimi olan bireyler, kanal daralması açısından en büyük risk grubunu oluşturuyor” diye konuştu.</p>

<p>Tanıda kritik soru: “Kaç metre yürüyebiliyorsunuz?”</p>

<p>Tanı sürecinin hastanın günlük yaşam kalitesini ölçen "Kaç metre yürüyebiliyorsunuz?" sorusuyla ve detaylı bir tıbbi hikâye ile başladığını paylaşan Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “İlk aşamada yapılan fizik muayenede refleksler ve olası güç kayıpları titizlikle kontrol edilir. Kesin teşhis için en kritik yöntem olan MR görüntülemesi ile kanalın ne kadar daraldığı ve hangi sinir köklerinin baskı altında olduğu net bir şekilde tespit edilir. Kemik yapıların daha detaylı incelenmesi gereken özel durumlarda ise bilgisayarlı tomografi yöntemine başvurularak tanıyı kesinleştirebiliriz” şeklinde konuştu.</p>

<p>Ameliyat son seçenek</p>

<p>Her dar kanal hastası için ameliyatın ilk seçenek olmadığını, tedavi sürecinde hastalığın şiddetine göre basamaklı bir yol izlendiğini hatırlatan Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “İlk aşamada uygulanan ameliyatsız çözümler kapsamında omurgaya binen yükü azaltmak için kilo kontrolü sağlanır, bel ve karın kaslarını güçlendiren fizik tedavi programları uygulanır ve sinirlerdeki ödemi azaltarak rahatlama sağlayan epidural enjeksiyonlara başvurulur. Ancak yürüme mesafesinin aşırı kısalması, idrar kaçırma veya bacaklarda ciddi güç kaybı gibi durumların varlığında cerrahi müdahale kaçınılmaz hale gelir. Cerrahi süreçte, mikrocerrahi yöntemlerle siniri sıkıştıran dokuların temizlendiği ‘dekompresyon’ yani kanal genişletme işlemi uygulanırken, omurgada kayma tespit edilen vakalarda vida sistemleri ile stabilizasyon sağlanır” dedi.</p>

<p>Dar kanalı önlemenin 7 yolu</p>

<p>· Hareket edin: "Ağrım olacak" korkusuyla hareketsiz kalmak kas kaybını hızlandırır. Uzman kontrolünde düşük tempolu, kısa ama sık yürüyüşler yapın.</p>

<p>· Yüzün: Yüzme ve su içi egzersizler, yer çekimini ortadan kaldırarak omurga üzerindeki baskıyı en aza indirir ve kanal hastaları için en ideal spor kabul edilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>· Doğru ayakkabıyı seçin: Darbe emici özelliği olan, topuğu destekleyen ortopedik ayakkabılar yürüyüş konforunuzu doğrudan artırır.</p>

<p>· Baston veya yürüteç kullanmaktan çekinmeyin: Eğer denge kaybı yaşıyorsanız yardımcı araç kullanmak düşme riskini azaltarak kalça kırığı gibi daha ağır tabloların önüne geçer.</p>

<p>· Evde kendinize göre düzenlemeler yapın: Ev içindeki takılmaya sebep olacak halıları ve eşyaları kaldırın. Özellikle banyo gibi ıslak zeminlere tutunma barları ekleyerek hareket güvenliğinizi sağlayın.</p>

<p>· Kilo verin: Fazla olan her bir kilo, daralan kanaldaki sinirlere binen ekstra basınç demektir. Sağlıklı bir diyetle omurganızı hafifletin.</p>

<p>· Düzenli kontrol yaptırın: Bacaklardaki uyuşma veya güçsüzlük hissi arttığında ‘yaşlılıktandır’ demeyip bir beyin cerrahına başvurarak durumun seviyesini takip edin.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.yenimalatyahaber.com/yurume-mesafesini-geri-kazanmak-mumkun-mu</guid>
      <pubDate>Tue, 17 Mar 2026 13:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenimalatyahabercom.teimg.com/crop/1280x720/yenimalatyahaber-com/uploads/2026/03/unnamed.jpg" type="image/jpeg" length="89038"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yeşilyurt Belediyesi Yaşam ve Spor Merkezi’nde Yeni Dönem Kayıtları Açıldı]]></title>
      <link>https://www.yenimalatyahaber.com/yesilyurt-belediyesi-yasam-ve-spor-merkezinde-yeni-donem-kayitlari-acildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenimalatyahaber.com/yesilyurt-belediyesi-yasam-ve-spor-merkezinde-yeni-donem-kayitlari-acildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeşilyurt Belediyesi, sağlıklı yaşam bilincini yaygınlaştırmak ve sporu toplumun her kesimine ulaştırmak amacıyla hayata geçirdiği Yaşam ve Spor Merkezi’nde yeni dönem kayıtlarını başlattı. “Sağlıklı yaşam, aktif gelecek” anlayışıyla hizmet veren merkez, modern yapısı ve geniş branş seçenekleriyle vatandaşlardan yoğun ilgi görüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sporu günlük yaşamın vazgeçilmez bir parçası haline getirmeyi hedefleyen Yeşilyurt Belediyesi, çocuklardan gençlere, kadınlardan yetişkinlere kadar her yaş grubuna hitap eden programlarla sağlıklı nesillerin yetişmesine katkı sunmayı amaçlıyor.</p>

<p>Her Yaşa ve Her Seviyeye Uygun Spor İmkânı</p>

<p>Alanında uzman eğitmenler eşliğinde hizmet veren Yaşam ve Spor Merkezi’nde, kadın ve erkekler için ayrı gün ve saatlerde kullanılan fitness alanları bulunuyor. Kadınlara özel olarak planlanan grup dersleri ise katılımcıların yoğun ilgisiyle devam ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Merkezde ayrıca bireylerin fiziksel gelişimlerinin yanı sıra özgüven, disiplin ve öz savunma becerilerini destekleyen savunma ve dövüş sporları branşlarına da yer veriliyor. Kickboks, Taekwondo ve Wushu branşları, her seviyeden sporcuya uygun eğitim programlarıyla sunuluyor.</p>

<p>Çocukların sağlıklı bedensel gelişimine katkı sağlamak amacıyla açılan cimnastik branşı ise kız ve erkek çocuklar için ayrı günlerde düzenlenerek güvenli ve verimli bir spor ortamı oluşturuyor.</p>

<p><strong>Sporla Güçlenen Bir Gelecek</strong></p>

<p>Yeşilyurt Belediyesi, spor yatırımlarıyla sadece bugünü değil, geleceği de planlıyor. Yaşam ve Spor Merkezi’nde sunulan hizmetlerle bireylerin hem fiziksel hem de ruhsal sağlıklarının desteklenmesi, sporun yaşam kültürünün bir parçası haline getirilmesi hedefleniyor.</p>

<p>Yeşilyurt Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Müdürlüğü yetkilileri, merkezin her yaştan vatandaşa açık olduğunu vurgulayarak, sağlıklı ve aktif bir yaşam sürmek isteyen tüm hemşehrileri Yaşam ve Spor Merkezi’ne davet etti.</p>

<p><strong>Kayıt ve Bilgi İçin</strong></p>

<p>Yaşam ve Spor Merkezi’ndeki branşlar hakkında ayrıntılı bilgi almak ve kayıt yaptırmak isteyen vatandaşlar, 0 (422) 238 13 48 numaralı telefonu arayarak başvuru yapabiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.yenimalatyahaber.com/yesilyurt-belediyesi-yasam-ve-spor-merkezinde-yeni-donem-kayitlari-acildi</guid>
      <pubDate>Wed, 28 Jan 2026 14:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenimalatyahabercom.teimg.com/crop/1280x720/yenimalatyahaber-com/uploads/2026/01/2jpg-31.jpg" type="image/jpeg" length="80781"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Akciğer Kanseri: Sessiz İlerliyor, Ancak Önlemek Bizim Elimizde!]]></title>
      <link>https://www.yenimalatyahaber.com/akciger-kanseri-sessiz-ilerliyor-ancak-onlemek-bizim-elimizde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenimalatyahaber.com/akciger-kanseri-sessiz-ilerliyor-ancak-onlemek-bizim-elimizde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Akciğer kanseri, hem dünyada hem de Türkiye’de en çok can kaybına yol açan kanser türlerinden biri olarak dikkat çekiyor. Ancak son yıllarda erken tanı imkânlarının artması ve tedavi yöntemlerinde yaşanan gelişmeler, hastalığa karşı mücadelede umut verici sonuçlar doğuruyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türk Kanser Derneği, Kasım ayının “Akciğer Kanseri Farkındalık Ayı” olması nedeniyle yaptığı açıklamada, toplumun erken tanı ve korunma yöntemleri konusunda bilinçlenmesinin hayati önem taşıdığına vurgu yaptı.</p>

<p>Derneğin Sağlık Direktörü Ezgi Polat, akciğer kanserinin genellikle geç belirti veren, bu nedenle “sinsi ilerleyen” bir hastalık olduğuna dikkat çekerek, “Sigara kullanımından uzak durmak akciğer kanseri riskini büyük oranda azaltıyor. Düzenli taramalar ise hastalığın erken evrede tespit edilmesini ve tedavi başarısının artmasını sağlıyor. Bu nedenle her bireyin bilinçli davranması hayati önem taşımaktadır.” ifadelerini kullandı.</p>

<h3><strong>Kimler Risk Altında?</strong></h3>

<p>Akciğer kanserinin en önemli nedeni sigara olarak öne çıkıyor. Pasif içicilik de riski ciddi oranda artırıyor. Bunun yanı sıra asbest, radon gazı, hava kirliliği, genetik yatkınlık ve ileri yaş da hastalığın gelişiminde etkili faktörler arasında.</p>

<p>Türkiye’de her yıl ortalama 27 bin kişiye akciğer kanseri tanısı konuyor. Bu vakaların 23 bini erkek, 4 bini kadın hastalardan oluşuyor. Dünya genelinde ise 2022 yılı verilerine göre 2,4 milyon yeni vaka tespit edilirken, 1,8 milyon kişi hastalık nedeniyle hayatını kaybetti.</p>

<h3><strong>Belirtiler Neler?</strong></h3>

<p>Geçmeyen öksürük, nefes darlığı, göğüs ağrısı, balgamda kan, kilo kaybı, ses kısıklığı ve halsizlik akciğer kanserinin en sık görülen belirtileri arasında yer alıyor. Uzmanlar, bu tür şikayetlerin görülmesi halinde vakit kaybetmeden doktora başvurulması gerektiğini hatırlatıyor.</p>

<h3><strong>Tedavide Yeni Umutlar</strong></h3>

<p>Günümüzde akciğer kanseri tedavisinde sadece ameliyat ve kemoterapi değil, hedefe yönelik tedaviler ve immünoterapi yöntemleri de büyük başarıyla uygulanıyor. Yapılan araştırmalar, özellikle ileri evre hastalarda “hedefe yönelik tedavi + radyoterapi” kombinasyonlarının yaşam süresini anlamlı ölçüde uzattığını gösteriyor.</p>

<h3><strong>Erken Tanı Hayat Kurtarıyor</strong></h3>

<p>Uzmanlar, akciğer kanserinin sadece sigara içenleri değil, hava kirliliğine maruz kalan veya genetik yatkınlığı olan kişileri de etkileyebileceğini belirtiyor. Bu nedenle risk faktörlerinin bilinmesi, belirtilerin dikkate alınması ve düzenli taramaların ihmal edilmemesi gerektiği vurgulanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Unutmayalım:<br />
Akciğer kanseri sessiz ilerleyebilir, ancak erken tanı ve doğru yaşam alışkanlıklarıyla önlenebilir bir hastalıktır. Sağlıkla alınan her nefesin kıymeti, onu kaybetmeden önce bilinmelidir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.yenimalatyahaber.com/akciger-kanseri-sessiz-ilerliyor-ancak-onlemek-bizim-elimizde</guid>
      <pubDate>Thu, 06 Nov 2025 13:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenimalatyahabercom.teimg.com/crop/1280x720/yenimalatyahaber-com/uploads/2025/11/k-a-n-s-e-r.jpg" type="image/jpeg" length="53761"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlar Uyarıyor: 'Yüzüstü Uyku Pozisyonu Sağlığınızı Bozabilir!']]></title>
      <link>https://www.yenimalatyahaber.com/uzmanlar-uyariyor-yuzustu-uyku-pozisyonu-sagliginizi-bozabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenimalatyahaber.com/uzmanlar-uyariyor-yuzustu-uyku-pozisyonu-sagliginizi-bozabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uyku pozisyonu ne kadar önemli. Yüzüstü uyumak zararlı mı ?Uzmanlara göre özellikle yüzüstü uyumak, birçok fiziksel rahatsızlığın habercisi olabilir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uyku pozisyonu, vücut sağlığı üzerinde sandığınızdan çok daha büyük bir etkiye sahip. Uzmanlara göre özellikle yüzüstü uyumak, birçok fiziksel rahatsızlığın habercisi olabilir.</p>

<h3><strong>SIRT AĞRISINA YOL AÇAR</strong></h3>

<p>Yüzüstü pozisyonda nefes almak için başın yana çevrilmesi gerektiğini belirten uzmanlar, bu durumun boyun kaslarında gerginliğe, disk sıkışmasına ve uzun vadede boyun fıtığına yol açabileceğini söylüyor. Ayrıca bu pozisyonda omurga doğal eğriliğini kaybederek bel ve sırt ağrılarına neden oluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Göğüs ve karın bölgesine uygulanan baskı, akciğerlerin genişlemesini engelliyor ve solunumu zorlaştırıyor. Özellikle solunum rahatsızlığı olan kişilerde bu durum ciddi risk oluşturabiliyor.</p>

<h3><strong>CİLTTE TAHRİŞ VE SİVİLCE ARTIŞI</strong></h3>

<p>Uzmanlar ayrıca yüzün yastığa uzun süre temas etmesinin ciltte tahriş, sivilce artışı ve erken kırışıklık gibi sorunlara neden olabileceğini belirtiyor. Kolların sıkışık pozisyonda kalması da uyuşma ve sinir baskısı riskini artırıyor.</p>

<p>Sağlıklı bir uyku için sırtüstü ya da yan yatış pozisyonlarının tercih edilmesi öneriliyor. Bu pozisyonların hem omurga sağlığına katkı sağladığı hem de solunumu kolaylaştırdığı ifade ediliyor.</p>

<p><strong>UZMAN TAVSİYESİ</strong></p>

<p>“Yüzüstü uyumak kısa vadede rahat hissettirse de uzun vadede kas, sinir ve omurga sağlığını olumsuz etkiler. En ideal pozisyon sırtüstü veya yan yatıştır.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.yenimalatyahaber.com/uzmanlar-uyariyor-yuzustu-uyku-pozisyonu-sagliginizi-bozabilir</guid>
      <pubDate>Tue, 04 Nov 2025 10:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenimalatyahabercom.teimg.com/crop/1280x720/yenimalatyahaber-com/uploads/2025/11/23-4.jpg" type="image/jpeg" length="28293"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türk Kanser Derneği’nden Erken Tanı Uyarısı]]></title>
      <link>https://www.yenimalatyahaber.com/urk-kanser-derneginden-erken-tani-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenimalatyahaber.com/urk-kanser-derneginden-erken-tani-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Meme kanseri, kadınlarda en sık görülen kanser türü olarak önemini koruyor. Türk Kanser Derneği, kurulduğu günden bu yana yürüttüğü farkındalık çalışmalarıyla erken tanının hayat kurtardığını vurgulamaya devam ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Meme kanseri, kadınlarda en yaygın görülen kanser türü olarak önemini koruyor. Kurulduğu günden bu yana farkındalık çalışmalarıyla erken tanının önemini vurgulayan Türk Kanser Derneği, bu sık rastlanan kanser türüne karşı toplumu bilgilendirmeyi sürdürüyor. Derneğin Sağlık Direktörü Ezgi Polat, “Her 8 kadından 1’i yaşamı boyunca meme kanseriyle karşılaşma riski taşıyor. Kadın olmak, bu hastalık için en önemli risk faktörüdür. Her 100 kadına karşılık yalnızca 1 erkekte meme kanseri görülse de erkeklerin de bu hastalığa yakalanabileceği unutulmamalıdır.” diyerek meme kanseri hakkında bilinmesi gerekenleri paylaştı.</p>

<p>Türkiye’de Her Yıl 25 Bin Yeni Vaka<br />
Son 20 yılda dünyada meme kanseri vakalarının %40’a yakın arttığı bildirilmektedir. Türkiye’de ise her yıl yaklaşık 25 bin kadına meme kanseri teşhisi konulmaktadır. Meme kanseri 40 yaşından sonra daha sık görülse de her 5 meme kanseri hastasından 1’i 40 yaşın altındadır.</p>

<h3><strong>Korunmanın Birinci Adımı: Risk Faktörlerini Bilmek</strong></h3>

<p>Meme kanserinin risk faktörleri iki grupta değerlendiriliyor:</p>

<p>• Değiştirilemeyen riskler: Genetik, yaş, ailede meme kanseri öyküsü, bazı iyi huylu meme hastalıkları, ilk adet yaşı ve menopoz yaşı.</p>

<p>• Değiştirilebilen riskler: İlk doğum yaşı, emzirme süresi, doğum kontrol hapı kullanımı, menopoz sonrası hormon tedavisi, beslenme şekli, alkol ve tütün ürünleri kullanımı. Sigara içen kadınların meme kanserine yakalanma riski, içmeyenlere göre yaklaşık %20 daha fazladır.</p>

<p>Riskleri bilmek, korunmanın ilk adımıdır. Bazı faktörler değiştirilemez; ancak yaşam tarzımız üzerindeki kontrollerimiz, riski önemli ölçüde azaltabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Meme Kanseri Önlenebilir Mi?</strong></h3>

<p>Bilimsel verilere göre kanserlerin yaklaşık %90’ı çevresel, yalnızca %10’u genetik faktörlerden kaynaklanıyor. Bu da bize aslında kanserin büyük oranda önlenebilir olduğunu gösteriyor. Tütün ve mamullerinin kullanımı, yanlış beslenme ve hareketsiz yaşama bağlı obezite ve bazı enfeksiyonlar en önemli çevresel riskler arasındadır. Bunlara “dur” diyebilirsek, sadece meme kanserine karşı değil birçok kanser türüne ve hatta birçok farklı hastalığa karşı da kendimizi korumuş oluruz.</p>

<h3><strong>En Önemli Nokta: Taramalar</strong></h3>

<p>Kanserle mücadelede en kritik adım, gerekli taramaları düzenli yaptırmaktır. Meme kanserinde her ay kendi kendine yapılan muayene ile düzenli ultrason ve mamografi taramaları büyük önem taşır. Erken evrede yakalanan meme kanserinde 5 yıllık sağ kalım oranı %90’ın üzerindedir; çünkü erken teşhis hayat kurtarır.</p>

<h3><strong>Meme Kanseri Sadece Kadının Değil, Ailenin ve Toplumun Sorunudur</strong></h3>

<p>Kadın sağlığı sadece o kadının hayatını değil; ailesini, sevdiklerini, hatta toplumu da etkiler. Çünkü bir kadın sağlıklı olduğunda, çevresindekiler de güç bulur. Meme kanserinde erken tanı, sadece kendimizi değil, sevdiklerimizi korumak demektir. Düzenli kontroller onlara da güvence sağlar. Unutmayalım: meme kanseri bireysel bir mücadele değil; farkındalık, erken tanı ve birlikte hareketle aşabileceğimiz bir sınavdır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.yenimalatyahaber.com/urk-kanser-derneginden-erken-tani-uyarisi</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Oct 2025 14:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenimalatyahabercom.teimg.com/crop/1280x720/yenimalatyahaber-com/uploads/2025/10/meme-kanseri-768x508.png" type="image/jpeg" length="45354"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Başkan Geçit, 'Toprağa Dokunan Her Çocuk, Geleceğe Umut Olur']]></title>
      <link>https://www.yenimalatyahaber.com/baskan-gecit-topraga-dokunan-her-cocuk-gelecege-umut-olur</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenimalatyahaber.com/baskan-gecit-topraga-dokunan-her-cocuk-gelecege-umut-olur" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeşilyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. İlhan Geçit, geleceğin doğa dostu bireylerini yetiştirmek amacıyla anaokullarda gerçekleşen ‘Yerli Tohum Milli Tarım’ bilgilendirme etkinliklerinin devam ettiğini söyleyerek, “Çocuklarımızın toprağı tanımasını, doğayı sevmesini ve üretmenin değerini anlamasını çok önemsiyoruz.” diye konuştu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocuklara doğa ve tarım sevgini aşılamak hedefiyle Yeşilyurt Belediyesi Tarımsal Hizmetler Müdürlüğü koordinasyonunda gerçekleşen ‘Yerli Tohum Milli Tarım’ bilgilendirme etkinlikleri, ilçedeki anaokullarda aralıksız devam ediyor. Ziraat mühendisleri eşliğinde gerçekleştirilen eğitimlerde çocuklara doğayla uyumlu yaşam, sürdürülebilir tarım ve çevre bilinci aşılanıyor. Renkli görüntülere sahne olan etkinliklerde çocuklara sebze dikimi, kompost yapımı, tohumdan fideye bitki gelişimi gibi konularda uygulamalı eğitimler veriliyor.<br />
Fide Dikiyorlar, Bitkilerin Gelişimini Gözlemliyorlar<br />
Etkinlikte çocuklar, kendi elleriyle tohum ekerken, kendilerine hediye edilen fideleri dikip, büyüttükleri bitkilerin gelişimini yakından gözlemleme fırsatı buluyorlar. Sebze yetiştiriciliği, toprak türleri, bitki bakımı ve geri dönüşüm gibi konularda uygulamalı eğitimlerinde yer aldığı programlara katılan minikler hem eğlenip hem de erken yaşlarda tarımın insan hayatı için ne denli önemli olduğunu öğreniyorlar.<br />
“Geleceğin Doğa Dostu Bireylerini Yetiştiriyoruz”<br />
Yeşilyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. İlhan Geçit, tarım ve doğa sevgisini erken yaşlarda çocuklara aşılamak amacıyla başlattıkları etkinliklere büyük önem verdiklerini söyledi.<br />
Çocukların toprağı tanımasını, doğayı sevmesini ve üretmenin değerini anlamasını önemsediklerini sözlerine ekleyen Başkan Geçit, Yeşilyurt İlçesinde geleceğin doğa dostu bireylerini yetiştirdiklerine dikkat çekti.<br />
“Tarım Eğitimlerini Yaygınlaştıracağız”<br />
Çocukları erken yaşta toprakla tanıştırmak, doğaya karşı sorumluluk duygusu kazandırmaya çalıştıklarını sözlerine ekleyen Başkan Geçit, tarım ve doğa sevgisinin küçük yaşlarda başlamasının toplumsal ilerleme açısından önemli olduğuna işaret ederken, “ Tarım, sadece üretim değil; emek, sabır, doğaya saygı ve sürdürülebilir bir yaşam demektir. Bu değerlerin çocuklarımıza küçük yaşta kazandırılması, hem bireysel gelişimleri hem de toplumumuzun geleceği açısından son derece önemlidir. Belediye olarak, çocuklarımızın doğayı tanıyan, çevreye duyarlı, üretmenin kıymetini bilen bireyler olarak yetişmesini istiyoruz. Bu amaçla okullarımızda başlattığımız tarım eğitimleriyle onları sadece bilgiyle değil, toprakla da buluşturuyoruz. Fide dikerek, tohum serperek, kendi elleriyle bir bitkiyi büyütmenin ne demek olduğunu yaşayarak öğreniyorlar.” Dedi.<br />
Başkan Geçit, konuşmasında çocukların tarım eğitimiyle hem üretmeyi öğrendiklerini hemdeçevreye karşı daha duyarlı bireyler olarak yetiştiklerine vurgu yaparken, “‘Yerli Tohum Milli Tarım’  projesi kapsamındaki etkinliklerimizde çocuklarımız hem öğreniyor hem de eğleniyor. Onların toprağa dokunması, üretimi tanıması ve çevreye duyarlılık kazanması geleceğimiz için çok değerli. Etkinliklerimiz sırasında gördüğümüz ilgi ve heyecan bize gösteriyor ki, doğru yoldayız. Çocuklarımızın gözlerindeki merak ve mutluluk, bu çalışmaların ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Bu projede emeği geçen tüm öğretmenlerimize, eğitimcilerimize, belediye personelimize ve bizleri her zaman destekleyen değerli velilerimize yürekten teşekkür ediyorum. Tarım eğitimlerini daha da yaygınlaştırarak, her çocuğumuzun doğayla buluşmasını sağlayacağız. Çünkü inanıyoruz ki; toprağa dokunan çocuk, geleceğe umut olur.” diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
 </p>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.yenimalatyahaber.com/baskan-gecit-topraga-dokunan-her-cocuk-gelecege-umut-olur</guid>
      <pubDate>Tue, 26 Aug 2025 14:13:12 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenimalatyahabercom.teimg.com/crop/1280x720/yenimalatyahaber-com/images/haberler/2025/08/baskan_gecit_topraga_dokunan_her_cocuk_gelecege_umut_olur_h15444_3876b.JPG" type="image/jpeg" length="19218"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Cildinizi Güneş Hasarından Korumanın Tam Zamanı]]></title>
      <link>https://www.yenimalatyahaber.com/cildinizi-gunes-hasarindan-korumanin-tam-zamani</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenimalatyahaber.com/cildinizi-gunes-hasarindan-korumanin-tam-zamani" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Güneşin etkisini en yoğun hissettirdiği günlerde, dermatologlar yaz boyunca yıpranan cildi onarmak için C vitamini serumlarının şimdi tam zamanı olduğunu vurguluyor. Dermatolog Dr. Babür Süer’e göre, bu dönem C vitamini kullanımında geç kalınmaması gereken bir eşik:“Yaz aylarının sonunda başlanan bir C vitamini rutini, ciltteki hasarı baskılamada oldukça etkilidir.”]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Güneş etkisi geçince sorunlar görünür hale geliyor</p>

<p>Günlük hayatın temposu içinde fark edilmese de, yaz boyunca güneşe maruz kalan ciltte UV kaynaklı hasar birikiyor. Cilt tonunun bozulması, matlaşma, lekelenme ve ince çizgiler gibi belirtiler çoğu zaman ancak yazın sonuna doğru belirginleşiyor.  Dr. Süer, bu tür sorunlara karşı önlem almak için en doğru zamanın Ağustos ayı olduğunu söylüyor: “C vitamini, bu hasarın derinleşmesini önler. Ama etkili olabilmesi için sabahları, güneş koruyucu ile birlikte ve düzenli şekilde kullanılmalı.”</p>

<p>Bilimsel Veriler Destekliyor: C Vitamini Hasarı Azaltabiliyor</p>

<p>Son yıllarda yapılan bilimsel araştırmalar, topikal C vitamini kullanımının UV kaynaklı lekelenme, kırışıklık ve foto yaşlanma belirtilerinin görünümünü azaltmada etkili olduğunu ortaya koyuyor.Dermatolog Dr. Babür Süer, “Yalnızca C vitamini bile anlamlı bir koruma sağlayabilir; ancak E vitamini ve ferulik asit gibi güçlü antioksidanlarla birlikte kullanıldığında etkisi katlanarak artar” diyor.</p>

<p>Sabah uygulanmalı, doğru form tercih edilmeli</p>

<p>C vitamini serumları, sabah saatlerinde temizlenmiş cilde, nemlendiriciden önce uygulanmalı. Çünkü gündüz saatlerinde cilt, çevresel stres faktörlerine daha fazla maruz kalıyor ve C vitamini bu streslere karşı güçlü bir antioksidan kalkan görevi görüyor. En etkili form, %10 ila %20 arasında L-askorbik asit içeren serumlar. Ancak hassas cilt tipleri için Magnesium Ascorbyl Phosphate gibi daha nazik türevler öneriliyor. Dr. Babür Süer: “Cildin ihtiyacına göre içerik seçmek, ürünün etkisini belirleyen en kritik faktördür.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Saklama koşulları ve kullanım dozu önemli</p>

<p>C vitamini serumlarında sık yapılan hataların başında ürünün yanlış saklanması geliyor. Işık ve hava ile temasta olan serumlar hızla oksitlenip etkisini kaybedebiliyor. Bu yüzden ürünlerin serin, karanlık bir yerde saklanması öneriliyor. Ayrıca, “daha fazla kullanmak, daha fazla etki” düşüncesi ciltte tahrişe neden olabiliyor. Dr. Süer: “Cilt, belli bir noktadan sonra fazlasını kabul etmez; aksine tepki verir. Az ama düzenli kullanım, en etkili sonuçları getirir.” </p>

<p>Yaz boyunca maruz kalınan UV ışınlarının ciltte oluşturduğu hasarlar zamanla kalıcı hale gelebiliyor. Dermatologlar, Ağustos ayını bu süreci tersine çevirmek için en doğru zamanlardan biri olarak değerlendiriyor. C vitamini serumu, doğru içerikle ve uygun şekilde uygulandığında, cilt yenilenmesinde etkili bir başlangıç olabilir.</p>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.yenimalatyahaber.com/cildinizi-gunes-hasarindan-korumanin-tam-zamani</guid>
      <pubDate>Thu, 31 Jul 2025 14:35:29 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenimalatyahabercom.teimg.com/crop/1280x720/yenimalatyahaber-com/images/haberler/2025/07/cildinizi_gunes_hasarindan_korumanin_tam_zamani_h15395_ef92a.png" type="image/jpeg" length="64962"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dermatoloji Uzmanından Yazın Cildinizi Kurtaracak Uyarılar!]]></title>
      <link>https://www.yenimalatyahaber.com/dermatoloji-uzmanindan-yazin-cildinizi-kurtaracak-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenimalatyahaber.com/dermatoloji-uzmanindan-yazin-cildinizi-kurtaracak-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz mevsimiyle birlikte artan güneşin ve sıcak havanın cilt üzerindeki etkileri, doğru bilinen yanlışlarla birleştiğinde ciddi sorunlara yol açabiliyor. Dermatolog Dr. Babür Süer, yaz aylarında sık yapılan cilt bakımı hatalarına dikkat çekerek, bu hatalardan kaçınmanın ve sağlıklı bir cilde sahip olmanın yollarını paylaştı. Bu uyarılar, yazın keyfini çıkarırken cildimizi korumanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Güneş Kremi Kullanımında Yapılan Büyük Hatalar</p>

<p>Dermatolog Dr. Süer, yaz aylarının en temel koruyucusu olan güneş kreminin yanlış kullanımının en sık yapılan hatalardan biri olduğunu belirtiyor. "Güneşe maruz kalmadan en az 15-20 dakika önce, en az SPF 30 faktörlü güneş koruyucu krem sürülmeli" diyen Dr. Süer, aynı zamanda güneş kreminin gün içinde yenilenmesinin hayati önem taşıdığını vurguluyor. Cildimizin sadece doğrudan güneş ışınlarından değil, bulutlardan ve pencerelerden geçen UV radyasyonundan da etkilendiğini hatırlatan Dr. Babür Süer, güneş kreminin her zaman kullanılması ve güneşteyken her 2 ila 3 saatte bir yeniden uygulanması gerektiğini belirtiyor.</p>

<p>Koruyucu Giysi ve Aksesuarların Önemi Göz Ardı Edilmemeli</p>

<p>Güneş kremlerinin tek başına yeterli olmadığını, koruyucu giysilerin ve aksesuarların da en az krem kadar etkili olduğunu belirten Dr. Babür Süer, şapka, geniş kenarlı güneş gözlüğü ve uzun kollu, açık renkli pamuklu giysilerin yazın cildi korumada basit ama etkili önlemler olduğunu ifade ediyor. Dr. Süer ayrıca, mümkünse gölgede kalmanın cilt hasarını azaltmak için önemli bir adım olduğunu da ekliyor.</p>

<p>Cildin Her Bölgesini Korumak Şart</p>

<p>Dr. Babür Süer, birçok kişinin sadece yüz bölgesini güneşten koruduğunu ancak boyun, kulak, burun, dudak ve kollar gibi güneşe maruz kalan diğer bölgelerin ihmal edildiğini belirtiyor. Güneş gören her bölgeye güneş koruyucu krem kullanılması gerektiğinin altını çizen Dr. Süer, "Kulak, burun, dudak, boyun ve kollarınıza da koruyucu krem sürmeyi ihmal etmeyin" diyerek bu bölgelere krem sürmenin önemini vurguluyor.</p>

<p>Öğle Güneşi ve D Vitamini Yanılgısı</p>

<p>UV ışınlarının özellikle 11.00-15.00 saatleri arasında en şiddetli hale geldiğini hatırlatan Dr. Süer, bu saatlerde mümkün olduğunca gölgede kalınmasını ve zorunlu değilse dışarı çıkılmamasını öneriyor. "D vitamini almak için uzun süre güneşte kalmak" yanılgısına da değinen Dr. Babür Süer, D vitamininin en güçlü kaynağının güneşin ultraviyole B (UVB) ışınları olsa da, besinler ve takviyelerle de D vitamini alımının mümkün olduğunu belirtiyor. Dr. Süer, birçok kişinin zaten güneş koruyucuyu yeterli ve doğru kullanmadığı için D vitamini için ayrıca güneşlenmeden de yeterli UVB ışını aldığını vurguluyor.</p>

<p>Nemlendirici Kullanımı ve Tahriş Edici Ürünlerden Kaçınma</p>

<p>Sıcak havalarda cildin yağlı veya terli olduğu düşünülerek nemlendiricinin atlanmasının yaygın bir hata olduğunu belirten Dr. Süer, cilt bariyerinin sağlığını korumak için nemlendirmenin şart olduğunu vurguluyor. Sıcak havalarda cilt daha fazla yağlanabildiğinden, yoğun formüllü nemlendiriciler ve makyaj ürünlerinin gözenekleri tıkayıp sivilceye yol açabileceğini ifade eden Dr. Süer, cildi temizlemek için su bazlı temizleyiciler ve ardından su ve jel bazlı hafif nemlendiriciler kullanılmasını öneriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Aşırı peeling yapmanın yaz aylarında ciddi sorunlara yol açabileceğini de ekleyen Dr. Babür Süer, çok sık sert fırçalar veya asitler kullanmanın cilt bariyerini zayıflatacağını, güneşe karşı hassasiyeti ve lekelenmeyi artırabileceğini, hatta kızarıklığa neden olabileceğini belirtiyor. Dr. Süer, kışın kullanılan retinoik asidin azaltılması veya kesilmesi yerine C vitamini içeren ürünlerin kullanılabileceğini tavsiye ediyor.</p>

<p>Yetersiz Su Tüketimi ve Profesyonel Bakımlar</p>

<p>Özellikle sıcak havalarda bol su içmemenin cildin kurumasına ve elastikiyet kaybına neden olduğunu belirten Dr. Süer, cildin nemli kalması ve toksin atılımı için günde 2-2,5 litre su içilmesini öneriyor. Yeterli hidrasyonun cilt sağlığı için elzem olduğunu vurgulayan Dr. Babür Süer, yaz aylarında estetik uygulama ve cilt tedavilerinin yapılamayacağı düşüncesinin doğru olmadığını da ekliyor. Dermatoloji uzmanları tarafından her türlü uygulamanın yaz aylarında da güvenle yapılabileceğini belirten Dr. Süer, önemli olanın tedavileri tamamen durdurmak yerine, mevsime uygun olanları seçmek olduğunu ifade ediyor.</p>

<p>Dr. Babür Süer, bu basit ama etkili önlemlerle yazın cilt sağlığını korumanın ve cilt sorunlarının önüne geçmenin mümkün olduğunu sözlerine ekledi.</p>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.yenimalatyahaber.com/dermatoloji-uzmanindan-yazin-cildinizi-kurtaracak-uyarilar</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Jul 2025 13:48:59 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenimalatyahabercom.teimg.com/crop/1280x720/yenimalatyahaber-com/images/haberler/2025/07/dermatoloji_uzmanindan_yazin_cildinizi_kurtaracak_uyarilar_h15324_38710.jpg" type="image/jpeg" length="17479"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ozon Tedavisi Artık Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde]]></title>
      <link>https://www.yenimalatyahaber.com/ozon-tedavisi-artik-malatya-egitim-ve-arastirma-hastanesinde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenimalatyahaber.com/ozon-tedavisi-artik-malatya-egitim-ve-arastirma-hastanesinde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Ozon Tedavisi Hizmete Girdi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi, sağlık hizmetlerinde önemli bir adım atarak ozon tedavisi uygulamasını hayata geçirdi. Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp (GETAT) uygulamaları kapsamında sunulan ozon tedavisi, hastanenin GETAT Merkezi bünyesinde uzman hekimler gözetiminde uygulanmaya başlandı.</p>

<p>Yeni uygulama ile birlikte hastalara destekleyici ve tamamlayıcı tedavi seçenekleri sunulurken, ozon tedavisinin bağışıklık sistemini güçlendirme, kronik yorgunluk, eklem rahatsızlıkları ve dolaşım bozuklukları gibi birçok alanda fayda sağlaması hedeflenirken, modern tıbbın yanında alternatif bir destek yöntemi olarak hastaların yaşam kalitesini artırmaya ve katkı sağlaması da bekleniyir. Tedavi ayrıca, hastaların ihtiyaçları ve sağlık durumları doğrultusunda bireysel planlamalarla gerçekleştirilecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi, sağlık alanındaki bu yeni hizmet ile bölge halkına daha geniş ve nitelikli bir tedavi yelpazesi sunmayı amaçlıyor.</p>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.yenimalatyahaber.com/ozon-tedavisi-artik-malatya-egitim-ve-arastirma-hastanesinde</guid>
      <pubDate>Tue, 29 Apr 2025 15:50:35 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenimalatyahabercom.teimg.com/crop/1280x720/yenimalatyahaber-com/images/haberler/2025/04/ozon_tedavisi_artik_malatya_egitim_ve_arastirma_hastanesinde_h15172_e8b3b.png" type="image/jpeg" length="49908"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Malatya’da Sağlık Hizmetlerinde Büyük Gelişmeler ve Yatırımlar]]></title>
      <link>https://www.yenimalatyahaber.com/malatyada-saglik-hizmetlerinde-buyuk-gelismeler-ve-yatirimlar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenimalatyahaber.com/malatyada-saglik-hizmetlerinde-buyuk-gelismeler-ve-yatirimlar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Malatya Valiliği, 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından sağlık hizmetlerinde kesinti yaşanmaması için yoğun çaba harcarken, 2024 yılında da önemli yatırımlar ve çalışmalarla sağlık alanında büyük ilerlemeler kaydedildi. Yapılan yatırımlar, genişleyen sağlık personeli kadrosu ve geliştirilen hizmetlerle Malatya, sağlık alanında önemli bir ivme yakaladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sağlık Personeli Güçlendirildi</strong><br />
2024 yılı itibarıyla Malatya’da 9.544 sağlık personeli görev yapıyor. Depremin ardından ilimize 503’ü hekim olmak üzere toplam 2.580 sağlık personeli atanarak sağlık hizmetlerinde aksama yaşanmasının önüne geçildi.</p>

<p><strong>Acil Sağlık Hizmetlerinde Kesintisiz Hizmet</strong><br />
Malatya’da 38 acil sağlık istasyonu ile 75.616 vakaya müdahale edildi. Yeniden hizmete kazandırılan helikopter ambulans ile 257 hasta, uçak ambulansı ile 21 hasta nakledildi. Depremde kaybedilen ambulansların yerine 9 yeni ambulans ve 3 özel donanımlı araç hizmete alındı.</p>

<p><strong>Birinci Basamak Sağlık Hizmetlerinde Başarı</strong><br />
2024 yılı içinde 280 aile hekimi ve 94 aile sağlığı merkezi aracılığıyla 5.444.737 kişiye sağlık hizmeti sunuldu. Çocukluk çağı aşılamalarında %96 başarı oranı yakalanırken, kanser taramalarında 78.200 kişi kontrol edildi. İçme ve kullanma sularının düzenli kontrolleri MASKİ iş birliğiyle sürdürüldü.</p>

<p><strong>Hastanelerde Yüksek Kapasite ve Kaliteli Hizmet</strong><br />
Malatya’daki hastanelerde 2024 yılında 5.261.676 hastaya sağlık hizmeti sunulurken, 31.818 büyük ameliyat gerçekleştirildi. 1.765 yatak kapasiteli hastanelerde 196 yoğun bakım yatağı, 82 palyatif bakım yatağı ve 60 diyaliz cihazı ile hastalara hizmet verildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Evde Sağlık Hizmetleri ile Hastalara Destek</strong><br />
2024 yılı içinde 20 ekip ile 15.174 hastaya evde sağlık hizmeti sunulurken, toplamda 48.022 ziyaret gerçekleştirildi. Yaşlı hastalar için oluşturulan “Sağlıklı Yaş Alma Merkezleri” aracılığıyla 9.278 kişiye hizmet verildi.</p>

<p><strong>Ağız ve Diş Sağlığı Alanında Önemli Başarılar</strong><br />
Diş hastanesi ve ilçe hastanelerindeki 100 diş hekimiyle 447.002 hastaya hizmet verildi. 83.793 diş çekimi, 42.178 protez, 112.154 dolgu ve 25.637 kanal tedavisi gerçekleştirildi.</p>

<p><strong>Yeni Sağlık Yatırımları Hız Kazandı</strong><br />
2024 yılında 7 sağlık tesisi tamamlanırken, 10 yeni yatırım inşaat aşamasına geçti. Pütürge’de 50 yataklı Acil Durum Hastanesi’nin ihalesi tamamlandı, Akçadağ ve Yazıhan Devlet Hastaneleri’nin proje çalışmaları sürüyor.</p>

<p>Malatya Valiliği, sağlık hizmetlerine erişimi artırmak ve altyapıyı güçlendirmek için çalışmaların kararlılıkla süreceğini vurguladı</p>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.yenimalatyahaber.com/malatyada-saglik-hizmetlerinde-buyuk-gelismeler-ve-yatirimlar</guid>
      <pubDate>Tue, 04 Mar 2025 11:25:52 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenimalatyahabercom.teimg.com/crop/1280x720/yenimalatyahaber-com/images/haberler/2025/03/malatyada_saglik_hizmetlerinde_buyuk_gelismeler_ve_yatirimlar_h15036_969b7.jpg" type="image/jpeg" length="72800"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Düzensiz Uyku Yüksek Tansiyona Neden Oluyor]]></title>
      <link>https://www.yenimalatyahaber.com/duzensiz-uyku-yuksek-tansiyona-neden-oluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenimalatyahaber.com/duzensiz-uyku-yuksek-tansiyona-neden-oluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yapılan bir araştırma, her gece önerilen miktarda uyusalar bile, düzensiz uyku düzenine sahip kişilerin, bir programa uyan kişilere kıyasla yüksek tansiyona yakalanma riskinin önemli ölçüde daha yüksek olabileceğini öne sürmektedir. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dr.Şekip Altunkan’ın belirttiği üzere Hypertension dergisinde yayınlanan bu çalışmada hafta sonları geç yatan veya hafta boyunca uyuma ve uyanma saatlerini değiştiren kişilerin, daha düzenli uyku düzenine sahip olanlara kıyasla hipertansiyona yakalanma olasılığının daha yüksek olduğu belirlenmiştir.</p>

<p>Yapılan bu araştırmada yazarlar, insanların yalnızca ne kadar uyuduklarını değil, aynı zamanda iyi kalp ve damar sağlığı için düzenli bir uyku programına sahip olmanın önemini vurgulamışlardır.</p>

<p>Amerikan Kalp Birliği, yetişkinlerin kalp ve damar sağlığı için yedi ila dokuz saat uyumalarını önermektedir. Yapılan birçok çalışma, ortalama olarak her gece altı saatten az uyuyan kişilerin yüksek tansiyon, şişmanlık, kalp ve damar hastalığı, erken ölüm açısından yüksek riskle karşı karşıya olduğunu göstermiştir. Bunun tersi olarak çok fazla uyuyanlar - ortalama her gece dokuz saatten fazla - yüksek tansiyon, felç, diyabet ve ölüm açısından daha yüksek riskle karşı karşıya olduğu belirlenmiştir.</p>

<p>Yukarıda andığımız araştırmanın yazarları, uyku süresi, uyku düzenindeki gecelik değişiklikler ve yüksek tansiyon arasındaki bağlantılar dışında, yatma saatinin 90 dakika veya daha fazla değişen kişilerin, yatma saatine bağlı kalanlara kıyasla yüksek tansiyona yakalanma ihtimallerinin % 92 daha fazla olduğunu belirlediler. Hatta yatma saati 30 dakika veya biraz fazla değişenlerde bile hipertansiyon riskinin % 32 daha fazla olduğunu buldular.</p>

<p>Geç yatmakta hafif bir risk oluşturmasına karşın, bu riskin düzensiz uykudan daha az olduğu belirlenmiştir.</p>

<p>Özetle önceki çalışmaların da gösterdiği gibi, bu analiz hipertansiyon ile çok az veya çok fazla uyumak arasında bir bağlantı olduğunu göstermiştir. Yedi saatten az veya dokuz saatten fazla uyuyan kişilerin yüksek tansiyona yakalanma olasılığı % 20-% 30 daha fazladır. Uyku süreleri geceden geceye iki saat veya daha fazla değişen kişilerin hipertansiyona yakalanma olasılığı, her gece aldıkları uyku miktarında bir saatten az fark olanlara göre % 85 daha fazlaydı.</p>

<p>Dr.Şekip Altunkan’a göre çalışma programları ve diğer nedenlerle düzenli uyku saatlerini korumak zor olsa da bu çalışmadaki bulgular, insanların uyku konusunda mümkün olduğunca dikkatli olmaya çalışmaları gerektiğini doğrulamıştır. Bu konuda insanların ellerinden gelenin en iyisini yapmaları, kalp ve damar hastalığı açısından önemlidir.</p>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.yenimalatyahaber.com/duzensiz-uyku-yuksek-tansiyona-neden-oluyor</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Jan 2025 11:32:07 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenimalatyahabercom.teimg.com/crop/1280x720/yenimalatyahaber-com/images/haberler/2025/01/duzensiz_uyku_yuksek_tansiyona_neden_oluyor_h14912_e2461.jpg" type="image/jpeg" length="90925"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Baş Ağrısı ve Göz Sağlığı Arasındaki Bağlantı]]></title>
      <link>https://www.yenimalatyahaber.com/bas-agrisi-ve-goz-sagligi-arasindaki-baglanti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenimalatyahaber.com/bas-agrisi-ve-goz-sagligi-arasindaki-baglanti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Günlük yaşamda sıkça karşılaşılan baş ağrıları, çoğu zaman göz sağlığı ile doğrudan ilişkilidir. Birçok kişi baş ağrısının sadece yorgunluk, stres ya da migren gibi genel sebeplerden kaynaklandığını düşünür. Ancak göz sağlığı ile bağlantılı baş ağrıları genellikle göz ardı edilir ve bu durum birçok bireyin yaşam kalitesini ciddi şekilde olumsuz etkileyebilir. Peki, baş ağrısı ile göz sağlığı arasındaki bu gizemli bağ nedir ve nasıl önlenebilir? Bu sorunun cevabını, Çağın Göz Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Kürşat Çağın’dan öğrenelim.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Baş Ağrısı ve Göz Sağlığı Arasındaki Bağlantı</p>

<p>Baş ağrısı, göz sağlığıyla ilişkili olduğunda genellikle gözlerdeki zorlanma ve rahatsızlıklardan kaynaklanır. Göz sağlığı, görme fonksiyonlarını etkileyecek birçok farklı durumu içerir. Bu durumlar göz kaslarının aşırı çalışmasına, görsel odaklanma sorunlarına veya göz içindeki basınç artışına yol açabilir. Göz sağlığına dair yaşanan sorunlar baş ağrılarını tetikleyebilir, bu da kişi üzerinde hem fiziksel hem de psikolojik bir baskı oluşturur. İşte göz sağlığınızla baş ağrıları arasında güçlü bir ilişki olabilecek bazı durumlar:</p>

<p>1. Görme Kusurları<br />
Miyopi, hipermetropi  veya astigmatizm gibi görme bozuklukları, gözün ışığı doğru şekilde odaklayamaması sonucu ortaya çıkar. Göz, görüntüleri doğru şekilde algılayabilmek için daha fazla çaba sarf eder. Bu sürekli çaba, göz kaslarının aşırı çalışmasına neden olur ve baş ağrısı yaratabilir. Özellikle gözlük veya lens kullanmayan ya da yanlış numara kullanan kişilerde bu durum daha sık görülebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>2. Yanlış Gözlük veya Lens Kullanımı<br />
Gözlük ya da lens kullanıyorsanız, doğru numaraları kullanmak büyük önem taşır. Uygun olmayan gözlük numaraları ya da yanlış lens seçimi, gözün sürekli olarak odaklanmaya çalışmasına yol açar. Bu, göz kaslarının gerginleşmesine ve baş ağrılarının oluşmasına sebep olabilir. Ayrıca, lenslerin düzgün takılmaması veya bakımlarının yapılmaması da gözde rahatsızlık oluşturabilir ve bu da baş ağrılarına yol açabilir.</p>

<p>3. Göz Yorgunluğu (Dijital Göz Yorgunluğu)<br />
Teknolojinin hayatımızın her alanına entegre olmasıyla birlikte, bilgisayarlar, tabletler ve telefonlar gibi ekranlara uzun süre bakmak, göz kaslarının yorulmasına yol açabilir. Ekranlar, gözlerimizi sürekli olarak odaklanmaya zorlar ve bu durum göz yorgunluğuna neden olur. Dijital göz yorgunluğu, genellikle alında ve şakaklarda hissedilen baş ağrılarıyla kendini gösterir. Ayrıca, gözlerde kuruluk, bulanık görme veya gözlerde batma gibi rahatsızlıklar da eşlik edebilir.</p>

<p>4. Göz Tansiyonu (Glokom)<br />
Göz içi basıncının normalden yüksek olması, glokom adı verilen bir durumu ortaya çıkarabilir. Glokom, gözde baskı hissine, görme kaybına ve baş ağrılarına yol açabilir. Bu hastalık çoğu zaman belirti vermediği için erken teşhis oldukça önemlidir. Göz içi basınç arttıkça, görme sinirlerinde kalıcı hasar meydana gelebilir ve bu da ilerleyen dönemlerde kalıcı görme kaybına yol açabilir. Baş ağrıları, özellikle göz çevresinde yoğun bir baskı hissiyle birleştiğinde, glokom belirtisi olabilir ve derhal bir göz doktoruna başvurulmalıdır.</p>

<p>5- Konverjans Yetmezliği</p>

<p>Konverjans yetmezliği, göz kaslarının, özellikle de medial rektus kasının, yakın mesafedeki nesnelere odaklanırken gerektiği kadar etkili bir şekilde kasılmaması durumudur. Normalde, bir nesneye yakın mesafede odaklanırken gözler doğal olarak birbirine yaklaşır. Ancak konverjans yetmezliği yaşayan kişilerde, bu kaslar yeterince güçlü çalışmaz ve gözler paralel kalmaz. Bu durum, bulanık görme, göz yorgunluğu ve özellikle yakın mesafelere odaklanmaya çalışırken baş ağrıları gibi şikayetlere yol açar. Baş ağrıları, göz kaslarının yeterince uyumlu çalışmaması nedeniyle gözlerdeki gerilme ve yorgunluktan kaynaklanabilir ve genellikle uzun süre yakın odaklanma gerektiren aktivitelerden sonra daha belirgin hale gelir.</p>

<p>6-Presbiyopi</p>

<p>Presbiyopi, yaşlanmaya bağlı olarak yakın mesafedeki nesnelerin net bir şekilde görülememesi durumudur. Bu durum, hipermetropi ile benzer semptomlar gösterse de, iki durumun sebepleri farklıdır. Hipermetropide gözün ön kısmı (kornea) ile arka kısmı (retina) arasındaki mesafe kısadır ya da göz merceği düzleşmiştir, ve bu genellikle genetik bir durumdur. Presbiyopi ise göz merceğinin esnekliğinin yaşla birlikte azalması nedeniyle meydana gelir. Esneklik kaybı, kişilerin yakın nesnelere odaklanmasını zorlaştırır. Presbiyopinin belirtileri arasında baş ağrıları, özellikle yakın okumalar veya detaylı işler sırasında gözlerdeki zorlanmaya bağlı olarak baş gösteren ağrılar, gözlerde yorgunluk, genel bitkinlik hissi ve yakın mesafede bulanık görme yer alır. Uzun süre yakın odaklanma gerektiren aktiviteler, baş ağrılarının daha da şiddetlenmesine yol açabilir.</p>

<p></p>

<p>Baş Ağrısını Önlemek İçin Göz Sağlığına Dikkat Edin<br />
Göz sağlığınız ile baş ağrıları arasındaki ilişkiyi anlamak ve baş ağrılarını önlemek için birkaç basit ama etkili önlem alabilirsiniz. İşte göz sağlığınızı koruyarak baş ağrılarının önüne geçebileceğiniz bazı ipuçları:</p>

<p>1. Düzenli Göz Muayenesi Yaptırın<br />
Görme kusurlarının, göz hastalıklarının ve diğer göz rahatsızlıklarının erken tespiti, baş ağrılarının önlenmesine yardımcı olabilir. Yılda en az bir kez göz doktoruna gitmek ve düzenli göz muayenesi yaptırmak, potansiyel sorunları erken aşamada belirlemek için oldukça önemlidir. Bu, göz kaslarının aşırı zorlanmasını engeller ve baş ağrılarının önüne geçebilir.</p>

<p>2. Ekran Süresini Sınırlayın<br />
Modern dünyada dijital cihazlar hayatımızın her alanına girmiş durumda. Bilgisayarlar, telefonlar ve tabletler saatlerce kullanıldığında gözlerimiz yorulabilir. Bu yüzden, ekran başında geçirdiğiniz süreyi sınırlamanız çok önemlidir. 20-20-20 kuralını uygulayarak gözlerinizi dinlendirebilirsiniz. Her 20 dakikada bir, 20 saniye boyunca 20 metre uzağa bakarak göz kaslarınızı rahatlatabilirsiniz.</p>

<p>3. Doğru Gözlük ve Lens Seçimi<br />
Gözlük veya lens kullanıyorsanız, göz doktorunuz tarafından yapılan muayene sonucu belirlenen doğru numarayı kullanmaya özen gösterin. Yanlış numaralı gözlük ya da lens kullanmak, göz kaslarının gereksiz yere zorlanmasına ve baş ağrılarının oluşmasına yol açabilir. Ayrıca, lenslerinizi her gün düzgün şekilde temizlemeli ve doğru şekilde takmalısınız.</p>

<p>4. Işığı Düzgün Ayarlayın<br />
Gözlerinizin rahat çalışabilmesi için çalışma veya okuma alanlarındaki ışıklandırmaya dikkat edin. Zayıf ışıkta uzun süre çalışmak gözleri yorar ve baş ağrısına sebep olabilir. İdeal olarak, gözlerinizi yormayacak, yeterli ışık kaynağını sağlamak önemlidir. Aynı zamanda, ekranlarda da fazla parlama olmasını engellemeye çalışın.</p>

<p>Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?<br />
Baş ağrılarınız sık sık tekrarlıyor ve bunlara gözlerde batma, bulanık görme, gözlerde kızarıklık, ışığa karşı hassasiyet gibi belirtiler de eşlik ediyorsa, bir göz doktoruna başvurmanız gerekebilir. Özellikle göz içi basınç artışı, glokom gibi ciddi hastalıkların belirtisi olabilir ve hızlı bir müdahale gerektirir. Eğer baş ağrılarınızın kaynağının göz sağlığıyla ilgili olabileceğinden şüpheleniyorsanız, ihmal etmemeniz ve uzman bir doktora danışmanız çok önemlidir.</p>

<p>Gözlerinizi ve Sağlığınızı Korumak İçin Önlem Alın<br />
Baş ağrısı ve göz sağlığı arasındaki bu önemli bağlantıyı göz ardı etmemek, sadece yaşam kalitesini artırmakla kalmaz, aynı zamanda daha ciddi sağlık sorunlarının önüne geçmenize de yardımcı olabilir. Göz sağlığınızı korumak için düzenli göz muayeneleri yaptırın, ekran sürenizi sınırlayın ve doğru gözlük ya da lens kullanmaya özen gösterin. Sağlıklı gözler, sağlıklı bir yaşamın temelidir!</p>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.yenimalatyahaber.com/bas-agrisi-ve-goz-sagligi-arasindaki-baglanti</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Jan 2025 08:33:40 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenimalatyahabercom.teimg.com/crop/1280x720/yenimalatyahaber-com/images/haberler/2025/01/bas_agrisi_ve_goz_sagligi_arasindaki_baglanti_h14881_f4596.jpg" type="image/jpeg" length="93590"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[D Vitamini Düşüklüğü Hipertansiyona Neden Oluyor mu?]]></title>
      <link>https://www.yenimalatyahaber.com/d-vitamini-dusuklugu-hipertansiyona-neden-oluyor-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenimalatyahaber.com/d-vitamini-dusuklugu-hipertansiyona-neden-oluyor-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İç Hastalıkları uzmanı Dr.Şekip Altunkan’a göre hipertansiyon toplumda görülme sıklığı giderek artan çok faktörlü küresel bir hastalıktır. D vitamininin hipertansiyon ve kalp hastalıkları üzerindeki etkisi 40 yıldan beri araştırılmaktadır. Özellikle belirli mevsimlerde bu hastalıklardaki artışlar ve azalışlar, D vitamininin etkisini düşündürmüştür.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hayvan deneylerinde yapılan birçok çalışmada D vitamininin hipertansiyon ve kalp hastalıklarına etkisiyle ilgili olumlu sonuçlar bulunmasına karşın, insan deneylerinde çok tartışmalı sonuçlar elde edilmiştir.</p>

<p>Ancak ülkemizde son zamanlarda D vitamini mucize ilaç gibi sunulmakta, hastalar âdeta D vitamini bombardımanına tutulmaktadır. Dr.Şekip Altunkan’a göre bu konuda dikkatli olunmalı, aşırı D vitamini tedavisinin zararlı olabileceği unutulmamalıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>D vitamini eksikliği en yaygın beslenme bozukluğudur, dünya çapında yaklaşık bir milyar insanı etkilediği düşünülmektedir. Kemiklerin gelişimi için kalsiyum maddesi önemli rol oynar. D vitamini bağırsaktan kalsiyum emilimini ve kemiklere girmesini sağlar.</p>

<p>D vitamini hayvansal ve bitkisel gıdalardan elde edilen bazı maddelerin vücutta karmaşık bir yolla işlenmesinden sonra etkili olabilecek şekle dönüşür. D vitaminin etkili forma dönüşmesinde karaciğer, böbrekler ve deri önemli rol oynar. Güneşten gelen ultraviyole ışınlara maruz kalmak D vitamininin biyolojisinde önemlidir.</p>

<p>D vitamini eksikliğinin önemiyle ilgili ilk bulgular yirmini yüzyılın başlarında bulunmuştur. Çocuklarda görülen, kemiklerde ağır hasara yol açan, ölüme kadar götürebilen raşitizm hastalığının nedeninin D vitamini eksikliği olduğu tespit edilmiş, daha sonra da yapılan birçok çalışmayla D vitamininin oluşması ve etkileri anlaşılmıştır. Yalnız hâlâ alınacak çok yol vardır ve D vitaminiyle ilgili çok sayıda bilimsel araştırma yapılmalıdır.</p>

<p>Kanda D vitamini seviyesini etkileyen faktörler arasında beslenme, güneşe maruz kalma süresi, açık havada egzersiz yapma ve derinin rengi sayılabilir. Ancak D vitaminin seviyesi ve hangi beslenmenin yararlı olduğuna dair bir fikir birliği yoktur. Genellikle kabul edilen sınır 20 ng/ml’dir. En iyi seviye olarak 40-60 ng/ml arası kabul edilmektedir. Bunun üzerindeki seviyeler tavsiye edilmez, kişiye zararlı olabilir. Çok yüksek seviyelerde is D vitamini zehirlenmesi olabileceği unutulmamalıdır. Birçok araştırmacı D vitamini seviyesinin alt sınırı olarak 12.5 ng/ml’yi kabul etmektedir. Görüldüğü gibi, araştırmacılar arasında bu konuda tam bir fikir birliği yoktur. </p>

<p>Vitamin D tedavisinin hipertansiyon üzerindeki doğrudan etkisini inceleyen çalışmaların çoğu, kan basıncını düşürmede herhangi bir etkisi olmadığını göstermesine karşın, tansiyon ilaçlarıyla birlikte verilmesinin umut verici sonuçlar olabileceğini göstermiştir. Vitamin D'nin kendi başına doğrudan bir tansiyon düşürücü etkisi olduğunu kanıtlama açısından zorluklar devam etmektedir. D vitamininin hipertansiyondaki rolünü daha fazla değerlendirmek için daha yüksek dozlar, daha büyük topluluklar ve daha uzun tedavi süreleri içeren çalışmalara ihtiyaç vardır. Ancak bu araştırmalar planlamak için etik zorluklar mevcuttur ve bu zorlukları aşmak oldukça güçtür.</p>

<p>Dr.Şekip Altunkan’a göre D vitaminini her derde deva ilaç olarak göstererek hastalara gereksiz yere fazla D vitamini tedavisi vermek yanlıştır. Bu sefer kanda aşırı yükselmesi olumsuz sonuçların ortaya çıkmasına neden olabilir. Kan değeri düşükse D vitamini verilebilir, ancak zehirli sınıra ulaşmaması için belli zamanlarda kanda kalsiyum ve D vitamini seviyesi kontrol edilmelidir. </p>

<p>  </p>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.yenimalatyahaber.com/d-vitamini-dusuklugu-hipertansiyona-neden-oluyor-mu</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Jan 2025 08:31:43 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenimalatyahabercom.teimg.com/crop/1280x720/yenimalatyahaber-com/images/haberler/2025/01/d_vitamini_dusuklugu_hipertansiyona_neden_oluyor_mu_h14880_058a1.png" type="image/jpeg" length="22403"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Soğuk Tansiyonu Yükseltiyor]]></title>
      <link>https://www.yenimalatyahaber.com/soguk-tansiyonu-yukseltiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenimalatyahaber.com/soguk-tansiyonu-yukseltiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Soğuk günler geldi. Peki, soğuk hava kan basıncını etkiler mi? Hipertansiyon ve kalp alanında çalışan Dr.Şekip Altunkan, soğuk havaların tansiyonu yükselttiğini söyledi. ]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><br />
Bilindiği gibi hipertansiyon çok yaygın bir sorundur. Dünyada yaklaşık bir milyar üç yüz milyon civarında hipertansiyon hastası vardır. Hipertansiyon yani yüksek tansiyon, yaşamsal risklerin başında gelmektedir. Yüksek tansiyonda ilaç tedavisi yanında yaşam şeklinde olumlu değişiklikler yapmak önemlidir. </p>

<p>Dr.Şekip Altunkan’ın belirttiğine göre, yapılan birçok çalışmada mevsimsel değişikliklerin kan basıncını etkilediği gösterilmiştir. Yaz aylarında kan basıncı düşer, kış aylarında, özellikle soğuk günlerde yükselir. Bu yükselme hipertansiyon hastalarında da görülen bir değişikliktir. Kış aylarında hipertansiyon ve komplikasyonları nedeniyle doktora ve hastaneye başvuran hastaların sayısında artış görüldüğü belirlenmiştir. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Peki, soğuk hava tansiyonu nasıl etkiler? </p>

<p>Dr.Şekip Altunkan soğuğun tansiyonu nasıl yükselttiğini aşağıda maddeler halinde açıklamaktadır: </p>

<p>• Soğukta kan basıncını yükselten en önemli faktör, damarların büzülmesidir. Damarların büzülmesi sonucunda damar direnci artar ve kan basıncı yükselir. Damar büzülmesine neden olan birçok hormonal faktör vardır. Sıcak ise damarların gevşemesine neden olarak tansiyonu düşürür. </p>

<p>• Soğuk sadece tansiyonu yükseltmez, kolesterol yükselmesine de neden olur. Kolesterol yükselmesiyle tansiyon yükselmesi arasında ilişki olduğuna dair çalışmalar vardır.   </p>

<p>• Kış aylarında insanlarda hareketsiz kalma alışkanlığı fazladır. Yani soğuk hava insanların kapalı yerlerde kalmasına ve fiziksel aktiviteden kaçınmalarına neden olur. Kilo alma ihtimali artar. Bilindiği gibi hareketsiz yaşam ve kilo alma hipertansiyonda önemli risk faktörleri arasında sayılmaktadır.  </p>

<p>• Kış aylarında hava kirliliği de artar. Hava kirliliğinin hipertansiyon ve kalp damar hastalıklarında önemli bir risk faktörü olduğu birçok çalışmayla gösterilmiştir. </p>

<p>Sonuç olarak, Dr.Şekip Altunkan’a göre yüksek tansiyonu olan kişilerin soğuk havalarda daha dikkatli olmaları, ilaçlarını kullanmaları, soğuk havadan korunma tedbirlerini almaları ve doktor takibini ihmal etmemeleri gerekmektedir. Aynı tavsiyeler kalp ve damar hastalığı olanlar için de geçerlidir. Özellikle kalp hastalarının soğuk havalarda ağır efor sarf edecek işlemlerden kaçınmaları özellikle önerilir.  </p>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.yenimalatyahaber.com/soguk-tansiyonu-yukseltiyor</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Jan 2025 09:02:32 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenimalatyahabercom.teimg.com/crop/1280x720/yenimalatyahaber-com/images/haberler/2025/01/soguk_tansiyonu_yukseltiyor_h14861_4b929.jpg" type="image/jpeg" length="83073"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kışın Egzamayı Tetikleyen Nedenler]]></title>
      <link>https://www.yenimalatyahaber.com/kisin-egzamayi-tetikleyen-nedenler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenimalatyahaber.com/kisin-egzamayi-tetikleyen-nedenler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Soğuk havalarda sıcak bir banyo yapmak iyi hissetiriyor, değil mi? Ancak egzama hastaları için bu alışkanlık beklenmedik sonuçlar doğurabilir. Dermatolog Dr.Babür Süer, kış aylarında egzamayı tetikleyen nedenleri ve cildinizi korumanın yollarını açıklıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dr.Süer, egzamanın genetik yatkınlık ve bağışıklık sistemiyle ilişkili kronik bir cilt rahatsızlığı olduğunu belirtiyor. Ciltte kaşıntı, kızarıklık ve kuruluk gibi belirtilerle kendini gösteren bu durum, özellikle kış aylarında çevresel etkenler ve alışkanlıklarla daha da şiddetlenebiliyor.</p>

<p><strong>KIŞIN EGZAMAYI TETİKLEYEN NEDENLER</strong></p>

<p>Dr.Babür Süer’e göre egzamanın kış aylarında daha sık görülmesinin temel nedenlerinden biri, soğuk havanın cilt üzerindeki kurutucu etkisidir. İç mekanlarda kullanılan ısıtıcılar havayı daha da kuru hale getirirken, düşük nem seviyesi cilt bariyerini zayıflatıyor.</p>

<p>Dr.Süer, özellikle sıcak su ile yapılan banyoların egzama semptomlarını belirgin şekilde kötüleştirdiğini vurguluyor. Sıcak suyun ciltteki doğal yağları hızla uzaklaştırarak kuruluğu artırdığını ve cildi savunmasız hale getirdiğini belirtiyor. </p>

<p>Dr.Süer, güneş ışığının azalmasının da egzamanın kötüleşmesinde etkili olduğunu ekliyor. Güneş ışığındaki UV ışınlarının doğal bir anti-enflamatuar etkisi olduğu biliniyor, kış aylarında bu etkinin azalması ciltteki enflamasyonun artmasına neden olabiliyor. </p>

<p>Egzamayı tetikleyen bir diğer önemli faktör, dezenfektanlar, kolonyalar ve ıslak mendiller gibi kimyasal içerikli ürünlerdir. Dr.Süer, bu ürünlerin cilt bariyerini zayıflatarak tahrişe ve kuruluğa neden olabileceğini ve özellikle sık kullanımda egzama şikayetlerini artırabileceğini ifade ediyor.</p>

<p><strong>EGZAMAYA KARŞI CİLDİNİZİ KORUYUN</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dr.Babür Süer, kış aylarında egzama semptomlarını hafifletmek için bazı basit ama etkili önerilerde bulunuyor. Ilık su ile yapılan kısa süreli banyoların cildin doğal yapısını korumada etkili bir yöntem olduğunu belirten Dr.Süer, banyo sonrası, cilt henüz hafif nemliyken seramid içeren yoğun nemlendiricilerin kullanılmasını öneriyor.</p>

<p>Evin içindeki havanın nem dengesini sağlamak için nemlendirici cihazlardan faydalanabilirsiniz. Ayrıca, sabun yerine nazik ve kokusuz temizleyiciler kullanarak cildinizi tahrişten koruyabilirsiniz. Dr.Süer, alkol bazlı ürünlerin kullanımını sınırlamanın da, egzama semptomlarını azaltabileceğini vurguluyor.</p>

<p><strong>UZMAN DESTEĞİ İLE DAHA SAĞLIKLI BİR KIŞ</strong></p>

<p>Egzama tedavisinde, dermatoloğunuzun önerdiği ilaçları ve cilt bakım ürünlerini düzenli olarak kullanmak büyük önem taşır. Dr.Babür Süer, doğru tedavi yaklaşımlarıyla egzamanın kontrol altına alınabileceğini ve yaşam kalitesinin artırılabileceğini ifade ediyor.</p>

<p>Eğer egzama şikayetleriniz kış aylarında artıyorsa, bu önerilerle cildinizi koruyabilir ve dermatoloğunuzdan destek alarak rahat bir kış geçirebilirsiniz.</p>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.yenimalatyahaber.com/kisin-egzamayi-tetikleyen-nedenler</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Dec 2024 16:22:59 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenimalatyahabercom.teimg.com/crop/1280x720/yenimalatyahaber-com/images/haberler/2024/12/kisin_egzamayi_tetikleyen_nedenler_h14743_9b85a.jpg" type="image/jpeg" length="71613"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kolajen İle Cildinizi Estetik Uygulamalara Hazırlayın]]></title>
      <link>https://www.yenimalatyahaber.com/kolajen-ile-cildinizi-estetik-uygulamalara-hazirlayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenimalatyahaber.com/kolajen-ile-cildinizi-estetik-uygulamalara-hazirlayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Günümüzde estetik uygulamalar, cilt görünümünü iyileştirmenin popüler yollarından biri haline geldi. Ancak Dermatolog Dr. Babür Süer, başarılı ve uzun süre kalıcı sonuçlar için kolajen seviyelerinin artırılmasının büyük önem taşıdığını belirtiyor. "kolajen, cildin genç ve sıkı görünümünde en önemli yapı taşlarından biridir," diyen Dr. Süer, estetik işlemlerden önce kolajen destekli bir hazırlığın cildin doğallığını ve sağlığını korumaya yardımcı olduğunu vurguluyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dengeli Beslenme ile kolajen Üretimini Destekleyin</p>

<p>kolajen seviyesini artırmak için sağlıklı bir diyetin temel olduğunu belirten Dr. Süer, yeşil yapraklı sebzeler, kemik suyu, kırmızı meyveler ve Akdeniz diyeti gibi dengeli bir beslenme planının kolajen üretimini destekleyebileceğini ifade ediyor. C vitamini, A vitamini, bakır, çinko gibi minerallerden zengin gıdalar tüketmenin de kolajen sentezine katkıda bulunduğunu belirten Dr. Süer, aloe vera jel ve ginseng gibi bitkisel takviyelerin de etkili olabileceğini ekliyor.</p>

<p>Hyalüronik Asit, C Vitamini ve Retinoik Asit ile Cildi Besleyin</p>

<p>Cilt bakımında kullanılan hyalüronik asit, C vitamini ve retinoik asit içeren ürünler, kolajen üretimini destekleyerek cilt dokusunu güçlendirir. Dr. Süer, bu bileşenlerin cilt hücre yenilenmesini teşvik ederek cildin daha sıkı, dolgun ve pürüzsüz görünmesine katkıda bulunduğunu belirtiyor. Kolajen dostu ürünlerin düzenli kullanımının uzun dönemde cilt sağlığını koruduğunu vurguluyor.</p>

<p>Güneş Korumasını İhmal Etmeyin</p>

<p>Güneş ışınlarının kolajene zarar verdiğini belirten Dr. Süer, günlük SPF 30 ve üzeri güneş koruyucu kullanmanın kolajen seviyesini korumada etkili bir önlem olduğunu ifade ediyor. "Güneşin zararlı etkilerinden korunmak, kırışıklıkları azaltmanın en önemli yollarından biridir," diyerek cilt yaşlanmasını önlemede güneşten korunmanın önemini vurguluyor.</p>

<p>Sigara ve Şekerden Uzak Durun</p>

<p>Dr. Süer, sigaranın kolajen yıkımını hızlandırarak cilt sağlığını olumsuz etkilediğini belirtiyor. Sigara içmemenin yanı sıra, şeker ve rafine karbonhidrat tüketimini azaltmanın da kolajeni koruma adına atılacak önemli bir adım olduğunu ifade ediyor. Şekerin kolajen üzerinde zayıflatıcı etkisi olduğunu belirterek sağlıklı bir yaşam tarzının cildin uzun süre genç kalmasına katkıda bulunduğunu vurguluyor.</p>

<p>Medikal Uygulamalarla kolajen Üretimini Arttırın</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dermal dolgular, radyofrekans, ultrason, mikroiğneleme, kırmızı ışık tedavisi ve lazer gibi medikal işlemler, cildin kolajen üretimini artırarak daha uzun süreli sonuçlar elde edilmesine katkı sağlar. Dr. Süer, estetik uygulamalara kolajen destekli bir hazırlık sürecinin eklendiğinde daha doğal ve tatmin edici sonuçlar almanın mümkün olduğunu ifade ediyor. Bu tür tedavilerin uzman kontrolünde yapılmasının güvenlik ve etki açısından önemli olduğunu belirtiyor.</p>

<p>                                  </p>

<p>Cildin genç görünümünü korumak için kolajen seviyesini desteklemek şart. Dr. Babür Süer, estetik işlemler öncesinde kolajen artırıcı adımların daha doğal, uzun süreli ve tatmin edici sonuçlar elde etmek için kritik bir hazırlık olduğunu vurguluyor. Doktorunuzun kolajen ile ilgili önerilerini izleyerek, cildinize sağlıklı bir ışıltı ve doğallık katabilirsiniz.</p>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.yenimalatyahaber.com/kolajen-ile-cildinizi-estetik-uygulamalara-hazirlayin</guid>
      <pubDate>Tue, 05 Nov 2024 15:29:46 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenimalatyahabercom.teimg.com/crop/1280x720/yenimalatyahaber-com/images/haberler/2024/11/kolajen_ile_cildinizi_estetik_uygulamalara_hazirlayin_h14654_c6a29.jpg" type="image/jpeg" length="39146"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Maç Sonucu: Ümraniyespor 2-0 Yeni Malatyaspor]]></title>
      <link>https://www.yenimalatyahaber.com/mac-sonucu-umraniyespor-2-0-yeni-malatyaspor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenimalatyahaber.com/mac-sonucu-umraniyespor-2-0-yeni-malatyaspor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trendyol 1. Lig’in 10. haftasında Ümraniyespor, sahasında karşılaştığı Yeni Malatyaspor’u 2-0 mağlup etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ümraniye Stadı'nda oynanan karşılaşmada Ümraniyespor 8. dakikada Benny'nin attığı gol ile ilk yarı soyunma odasına 1-0 önde gitti. Karşılaşmanın ikinci yarısında ise dakikalar 64'ü gösterdiğinde Kubilay Aktaş'ın attığı gol ile maçın skoru belirlendi ve ev sahibi ekip, Yeni Malatyaspor'u 2-0 mağlup etti</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu sonuçla Ümraniyespor puanını 17'ye yükselterek maç fazlasıyla ligde 3. sıraya oturdu. Yeni Malatyaspor ise ligde demir attığı son sırada bulunuyor.Ligin 11. haftasında Ümraniyespor, deplasmanda Boluspor ile karşılaşacak. Yeni Malatyaspor ise evinde Sakaryaspor'u ağırlayacak.</p>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.yenimalatyahaber.com/mac-sonucu-umraniyespor-2-0-yeni-malatyaspor</guid>
      <pubDate>Mon, 28 Oct 2024 08:29:52 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenimalatyahabercom.teimg.com/crop/1280x720/yenimalatyahaber-com/images/haberler/2024/10/mac_sonucu_umraniyespor_2_0_yeni_malatyaspor_h14636_7bd7d.png" type="image/jpeg" length="61119"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
